PERSONEL
OKUL MÜDÜRÜ
MÜDÜR BAŞ YARDIMCISI
MÜDÜR YARDIMCILARI
ÖĞRETMENLER
MEMURLAR
YARDIMCI PERSONEL
ESKİ MÜDÜRLER
ESKİ PERSONELLER
  ALANLAR
BAHÇECİLİK
BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
ÇOCUK GELİŞİMİ VE EĞ.
ELEKTRİK-ELEKTRONİK TEK.
GİYİM ÜRETİM TEK.
MAKİNE TEKNOLOJİLERİ
METAL TEKNOLOJİLERİ
MUHASEBE FİNANSMAN
  GENEL
TARİHÇEMİZ
MİSYONUMUZ
VİZYONUMUZ
TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ
TEMEL BİLGİLER
FİZİKİ DONANIM
OKUL TÜRÜ - ALAN - DAL
KAYIT - KABUL
MEVZUAT
PROJELER
BAŞARILARIMIZ
HABERLER
DUYURULAR
ETKİNLİKLER
REHBERLİK
KÜTÜPHANE
FOTO GALERİ
MEGEP
İNDİR
ZİYARETÇİ DEFTERİ
MEZUNLAR
İLETİŞİM
  SAPANCA
TARİHİ
KÜLTÜREL VARLIKLAR
ULAŞIM
  BAGLANTILAR
ATATÜRK
MEB
SAKARYA VALİLİĞİ
SAPANCA KAYMAKAMLIĞI
SAKARYA İL MEM
SAPANCA İLÇE MEM
MEB ETOGM
MEB İLSİS
MEB PERSONEL
 
Untitled Document
ANASAYFA >> SAPANCA - TARİHİ
 
TARİHİ
 
 

Bilinen yazılı belgelere göre M.Ö. 1200 yılında Frigyalılar bölgeye gelmiştir. Bir yerleşim yeri olarak Sapanca adı o dönemde kullanılmaktadır. Sapanca gerçek anlamda M.Ö. 378 yılında Btanya Krallığı tarafından kurulmuştur. Doğu Roma İmparatorluğu döneminde Buanes, Sofhan ve Sofhange adıyla anılmıştır.

 
 

Haçlı seferleri sonrasında bölge yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. Osmanlı hükümdarı Bey zamanında Akçakoca tarafından fethedilmiştir. İlçenin gelişmesindeki en önemli etken, tarihi İpek Yolu’nun üzerinde konaklama yeri olarak bulunmasıdır. 1640 yılında Erzurum seyahatine giderken kasabadan geçen Evliya Çelebi, kasaba hakkında şu bilgileri vermektedir.

 
 
"Bir zamanlar İzmitli bir ihtiyar buradaki orman ve çalıları temizleyerek saban yürüttüğünden Sabancı Koca adıyla bir köy kurulur.  Sonra zaman geçtikçe Mamur bir hale gelerek Kanuni Sultan Süleyman zamanında kasaba olmuştur". Kasabada Sarı Rüstem Paşa 170 ocaklı büyük bir han yaptırmıştır. Güzel bir camisi hamamı ve çarşısı vardır. İmaretleri gök kurşunla kaplıdır.  1000 kadar kiremit örtülü ev vardır.  İmaretlerin tamamı Mimar Sinan yapısıdır. 
 
 

Bir Pertev Paşa hanı vardır. O da Mimar Sinan’ın eseridir.  Bu hayrat eserlerinin çoğu Rüstem Paşa'nın olduğu için vakfın mütevellisi tarafından idare edilmektedir. Buranın bir Yeniçeri Serdarı da vardır. Övüleceklerinden beyaz kirazı meşhurdur. Hamamının dibinde bir ekmekçi dükkânı vardır.  Bir dervişin hayır duası bereketi ile bir çeşit beyaz ve has ekmek, somun pişirir ki “Sabanca somunu” adıyla her tarafta şöhret bulmuştur. Kırk gün bile dursa kuruyup küflenip lezzetini kaybetme ihtimali yoktur. O kadar meşhurdur ki birini ılgarla taze taze Acem şahına götürmüşler. O da beğenmiş. Bu kadar lezzetli ve has ekmek olmasını bazıları suyundadır derler.

 
 
Sapanca gölünün çevresi 24 mildir.  Gölün dört tarafında kasaba gibi 76 tane köy vardır. Bütün halkı bu gölün suyunu içtiklerinden yüzlerinin rengi kırmızıdır.  Mahsulleri çoksa da bağları yoktur.  Sayısız bahçeleri vardır.  Bu gölün kenarında bir çeşit kavun ve karpuz olur ki ikisini ancak bir eşek taşıyabilir. Gölün içinde 70–80 tane kayık ve çırnık (zahire kayığı) vardır ki köyden adam, kereste ve sair eşya getirirler.
 
 

Gölde bulunan 70-80 çeşit balıktan avlayarak satarlar. Alabalığı, sazan balığı, turna balığı luna balığı gibi tatlı su balığı çok lezzetli olur. Kuvvet ve ferahlık verirler. Gölün derinliği çoğu yerde 20 kulaçtır. Suyu gayet saf ve berraktır. Kıyısındaki köylerin kadınları elbise yıkadıkları zaman asla sabun sürmezler. Ne yıkasalar temiz ve beyaz tülbent gibi olur.

 
 
XVII yy. Sapanca Kapudan Paşa Eyaleti’ne bağlı Kocaeli livası içinde bir kaza merkezi idi.  Bu durumunu XIX yy.a kadar devam ettirmiştir. 1837 yılında İkinci Mahmut döneminde Adapazarı kaza merkezi haline getirilmiştir.  Sapanca buraya nahiye olarak bağlanmıştır. İzmit-Bolu yolu Sapanca’dan geçmekteydi.

Kâtip Çelebi Cihannüma adlı eserinde bu yolun Sapanca kısmı hakkında yolun burada yarım mil su içinden geçtiğini ve suların kabarık olduğu zaman üzengiye çıktığını kaydetmektedir. Aynı tarif 19 yy. ilk yarısında Charles Texir tarafından yapılmıştır.
 
 
Bir saat kadar gölün kumları üzerinde gidilmektedir. Bazı yerlerde sular eğer kolonlarına kadar çıkar.
 
 

1890 yılında Sapanca' ya gelen demir yolu yukarıda sözü edilen dar kıyıdan yarma açılmak suretiyle geçilmiştir. Demir yolunun inşasından sonra karayolu ihmal edilmiş ve hemen hemen geçilmez olmuştur. Cumhuriyet devrinde karayolu gölün dar kıyısından değil, yamaçların gerisinden geçirilmiştir. Böylece kasaba tarihi ulaşım yolu görevini hem demir hem de karayolu ile yerine getirmeye devam etmiştir. 1950’li yıllarda E5 karayolunun gölün karşı kıyısından geçirilmesiyle Sapanca bir müddet önemini yitirir gibi olduysa da 1989 yılında TEM Otoyolunun ilçeden geçmesi ile tarihi misyonuna yeniden kavuşmuş oldu.

 
ANKET
Internet'e nereden baglaniyorsunuz ?
Internet Kafeden
Evden
Okuldan
Is Yerinden
 
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI
HAVA TAHMİNİ
 
ZİYARETÇİ SAYISI
.::. 32232 .::.
 
 
Atatürk
Sigarayla Mücadele
Mezun
Eğitime Destek
Haydi Kızlar Okula
Yaşasın Okulumuz
Benimle Oynarmısın
Genç Patronlar